18 Haziran 2009 Perşembe

"Sahibini şoke etti"

görülmemiş bir eziyet haberi.. lütfen okuyun.

-----

"Eve kanlar içinde gelen kedisini veterinere götüren kadın, veterinerin açıklamasıyla şoke oldu.

İngiltere'nin Yorkshire bölgesindeki Guisborough kasabasında yaşayan Tracy Homan(39), minik kedisinin eve kanlar içinde geldiğini görünce şok geçirdi. Rosie adlı kedisinin önce hırçın bir köpeğin saldırısına uğradığını düşünen kadın, soluğu veterinerde aldı.

Kanlar içinde eve sürüklenerek gelen kedisinin miyavlamasına dayanamayan kadın, veterinerin açıklamasıyla ikinci bir şok yaşadı. Kedinin çekilen röntgeninde ayakları, vücudu ve başı dahil olmak üzere tüm vücudunda ağır yaralanma tesbit edilmişti.

Vücudunda 50 mermi olan kedinin, hava tüfeğiyle 50 kere vurulduğu anlaşıldı. Yaralı kediyi tedavi eden veteriner Clare Turner, ‘ Ben böyle birşey görmedim. Kedinin yaşaması mucize' derken, tüyler ürpertici olay polise intikal etti.

Olayı araştıran polis, kedinin vurulma esnasında kaçmasın diye bağlanmış olabileceğini açıkladı. Roise'nin sahibi Tracy Homan ve üç çocuğu Jordan(12), Ryan(10) ve Chloe(7) yaşadıkları olayı korkunç olduğunu söylerken, ‘ kedimizin başına gelenleri düşünmek bile bizi ağlatmaya yetiyor' dedi.

kaynak: 17 haziran 2009 tarihli hürriyet

12 Haziran 2009 Cuma

Kemer’de otelleri kediler bastı

eski bir haber ama benim çok hoşuma gitti, kediciklerin lobiye çıkmalarına bayıldım, paylaşmak istedim :) ben olsam odama alırdım onları :)

----------

ANTALYA'nın Kemer İlçesi'ndeki turistik tesislerin büyük bölümünü kediler bastı. Özellikle Kemer'e bağlı Göynük ve Beldibi beldelerinde otel başına sayıları 80 ile 100 arasında değişen kedi artışı yaşandı.


Otel genel müdürleri, kedilerin tesislerde bulunan Avrupalı turistin büyük bölümünü rahatsız etmediğini, ama bazı turistlerin durumdan şikayetçi olduğunu söyledi. Sabah, öğle ve akşam yemeklerinde restoranların önüne biriken yüzlerce kedi hayvansever turistler tarafından beslenirken, bazı tesisler ise kedi yakalama timi oluşturdu. Bu tesislerde personele, yakaladıkları kedi başına para ödülü veriliyor.
Kemer'de yaz sezonunun sona ermesinin ardından turistik tesislerde kedi sorunu başladı. Özellikle Göynük ve Beldibi beldelerinde bulunan otellerde, sayıları artan kediler sorun oldu. Otel genel müdürleri, özellikle yaşlı Avrupalı turistlerin kedilere büyük ilgi gösterdiğini, ancak bazı tatilcilerin durumdan pek memnun olmadığını, sürekli şikayetlerini ilettiklerini söyledi. Sabah, öğle ve akşam yemeklerinde restoranların önüne biriken 100'e yakın kedi, turistlerden yemek isterken ilginç görüntüler oluştu. Turistlerin acıyıp beslediği kediler, her geçen gün artış kaydetti. Bazı tesisler, bünyelerinde kedi yakalama timleri oluştururken, bu işle personelini görevlendirdi.

LOBİYE VE ODALARA ÇIKIYORLAR

Göynük Beldesi'nde bulunan La Mer Otel’in Genel Müdürü Esen Çağırgan şunları söyledi:

“Göynük'te kış boyunca açık kalacak 8 tesisimizde ciddi bir şekilde kedi problemi yaşıyoruz. Kedi sorununun kesinlikle çözüme kavuşması lazım. Geçen yıl da tartışmıştık. Belediyemizin bu konuda bize destek olması lazım. Yalnızca bizim tesiste 80’in üzerinde kedi var. Diğer tesislerde ve Beldibi beldesindeki tesislerde de kedi ve köpek sorunu çok arttı. Kapanan tesislerle birlikte bu sayıların artmasını bekliyoruz. Kedilerin başka bölgelerden bizim bölgemize getirilip bırakıldığını düşünüyoruz. Bir barınak ya da kedi evi yapılmasını istiyoruz. Bu barınağa biz de destek sağlayabiliriz. Kediler restoran önlerinde yemek beklemek dışında bazen lobiye ya da odaların bulunduğu bölüme kadar çıkıp sıkıntı yaratıyor.”

Magic Life Kemer Genel Müdürü Nina Ercoşkun ise kedi sorununu en şiddetli yaşayan tesislerden biri olduklarını belirtirken, “Ancak bu sorunu kedileri kısırlaştırarak ve kedi istasyonu kurarak aştık” dedi.

KEDİ EVİ YAPTILAR

Baş edemedikleri kediler için bir ‘kedi evi projesi’ hazırladıklarını kaydeden Majesty Mirage Park Resort Otel Genel Müdürü Uğur İncesu da şunları söyledi:

“Kedi sorunu yalnızca bizim tesislerin sorunu değil. Antalya’da otellerin yüzde 80’inin kapanmasının ardından açık olan otellerin tamamında bu sorun var. Bu kedilerden kurtulmak söz konusu değil. Bir yerden bir yere taşımak çözüm teşkil etmiyor. O bölgelerde bizim bölgemize kedilerini bırakıyor. Ya da kediler geri dönüyor. Bölgesel yerel yönetimler ve oteller olarak el birliği ile kısırlaştırma yöntemine başvuracağız. Daha sonra bu kedileri bulundukları yerlerde misafirleri rahatsız etmeden barındıracak ve aktivite yaratacak şekilde değerlendirmek lazım. Sokak hayvanlarına da bizim duyarlı insanlar olarak sahip çıkmamız lazım. Otelimizde başa çıkamadık. Kedilerin toplu halde restoran, resepsiyon gibi alanlarda dolaşması bazı misafirlerimize rahatsızlık veriyor. Biz de bir çözüm olarak tesisimizin içerisinde kedi evi yaptık. Otelimizde konaklayan misafirler için dört dilde infermasyon bilgileri içeren yazılar dağıtıyoruz. Kedileri restoranlar yerine kedi evinde beslemelerini istedik. Bu şekilde sorunu ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz.”

‘PEŞLERİNDEN KOŞAMAYIZ’

Göynük Belediye Başkanı CHP'li Necati Topaloğlu, otelcilerle yaptıkları toplantılarda bu konunun gündeme geldiğini, ancak teknik bir sorun olduğu için norm kadroya ihtiyaç duyduklarını söyledi. Topaloğlu, “Norm kadro gereği belediyemizde veteriner hekim yok. Bu konuda bize Kemer Belediyesi Veterineri yardımcı oluyor. Kediler için kapan yaptırmışlar. Bize de o kapanlardan verecekler. Biz de her otele bu kapanlardan dağıtacağız. Yoksa otellerimizde misafirlerimizin önünde file ile kedi peşinden koşmak ya da bayıltıcı silahlarla kedi peşinde koşmak mümkün değil. Bunu turiste de izah edemezsiniz. Otellere kapan dağıtıp yakalanan kedileri zabıta toplayacak ve Kemer Belediyesi hayvan barınağına bırakacağız” diye konuştu.

Kemer Belediyesi Veteriner Hekimi Adnan Öney ise konuyu şöyle değerlendirdi:

“Kediler beslenmedikleri yerlerde barınmaz. Biraz da sorumluluk otel yöneticilerinde, personelde ve müşterilerde. Bizim insanımız da yabancı misafirler de hayvanları seviyor. Özellikle yemek saatlerinde ortaya çıkan kedileri acıyarak besliyorlar. Kedi alışınca bölgeden gitmiyor. Oteller kapanınca da açık olan tesislerde birikiyorlar. Kemer’de son 20 günde kedi ve köpek sayısı çok arttı. Her belediye, Hayvanları Koruma Yönetmeliği gereğince sokak hayvanlarını barındıracak tesisler kurmakla yükümlü. Bu barınaklarda hayvanların kısırlaştırıp aşılanması ve sahiplendirilmesi gerekiyor. Tek tek yakalamak bir çözüm değil. Kedi, köpek gibi değildir, daha kurnazdır, zor yakalanır. 4 pençesi ve dişleri tam bir silah gibidir. Araba altlarından, baca deliklerine, ağaçlara kadar her yere girip çıkıp kaçabilirler. Tüm dünya gibi biz de kedi kapanı uygulamasına geçtik. Kemer ve belde belediyeleri ile diyalog halinde çalışıyoruz. Otellere kapanlar verilecek. Bu şekilde toplanan kediler barınağımızda kısırlaştırılacak.”

kaynak: 10 kasım 2007 hürriyet

Trafoya giren kedi, mahalleyi elektriksiz bıraktı

ZONGULDAK'ta, elektrik trafosuna giren kedi akıma kapılarak telef olurken, sigortaların atması sonucu mahalle elektriksiz kaldı.
467 Evler Mahallesi'nde elektriklerin kesilmesi üzerine, aboneler Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye (BEDAŞ) bilgi verdi. BEDAŞ görevlileri, mahalleye elektrik akımının sağlandığı Birlik İşhanı'nın önündeki trafoyu kontrol etti. Trafonun kapağını açan ekipler, bir kedi ölüsüyle karşılaştı. Trafonun arkasındaki aralıktan içeriye girdiği tahmin edilen kedinin leşini trafodan alan görevliler çöpe attı. Kedinin sigortanın atmasına neden olduğunu belirten ekipler, arızayı giderirken, vatandaşlar daha önce de buna benzer 2 olayın yaşandığını, trafonun arkasındaki aralığın kapatılmasını istedi. BEDAŞ görevlileri, mahalleye kısa süre sonra elektrik verilmesini sağlarken trafonun arkasındaki boşluğu tuğlalarla kapattı.

kaynak: hürriyet


Başıboş kedi ve köpekler aşılanacak

Türkiye genelinde başıboş kedi ve köpeklerin 3 yıl süreyle aşılanacağı, aşılanan hayvanların boynuna bu yıl kırmızı renkli tasma takılacağı bildirildi.

Kayseri Tarım İl Müdürü Adnan Akay, AB Mali Yardımlar çerçevesinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yürütülen “Türkiye'de Kuduz Hastalığının Kontrolü Projesi”nin uygulanmaya konulduğunu ve çalışmalara başlandığını kaydetti.


Projele göre, aşılanacak başıboş kedi ve köpeklerin boyunlarına her yıl değişik renkte plastik kelepçe şeklinde tasma takılacağını ifade eden Akay, şunları söyledi:

“Projeye, Türkiye'de öncelikle sokaklarda barınan başıboş tüm kedi ve köpeklerin kuduz hastalığına karşı 3 yıl süreyle aşılanmasını öngörüyor. Aşılanan kedi ve köpeklerin boyunlarına her yıl farklı renklerde plastik tasma takılacak. Bu yıl aşılanan kedi ve köpeklerin boyunlarına kırmızı renkli tasma takılmasına karar verildi. Aşılar ve takılacak kelepçe şeklindeki tasmalar, il tarım müdürlüklerine gönderildi. Aşılama çalışmaları Mart ve Nisan aylarında yapılacak. 2009 ve 2010 yıllarında hangi renk tasma kullanılacağı ise henüz belirlenmedi.”

Adnan Akay, proje çalışmalarına illerdeki Veteriner Hekimleri Odası, Veteriner Fakülteleri, meslek odaları ve bazı sivil toplum kuruluşlarının da katkı sağlayacağını ifade etti.

kaynak: hürriyet

9 Nisan 2009 Perşembe

obamanın sevdiği tombik kedi

kediler böyle işte, onların olduğu ortamda, abd başkanı bile olsa umurlarında olmaz, ortamın hakimi onlardır... kedilere nankör diyen zihniyete kapak olsun bu, kedi asil bir hayvandır, hiç birşeye tama etmez...

"ABD Başkanı Obama’nın sevdiği kedi olarak şöhrete kavuşan Gli ve Ayasofya Müzesi’nin diğer kedileri, Obama’dan önce ABD’li ajanların ilgisini çekmiş

Canı isterse kameralara bakıyor, istemezse arkasını dönüp gidiyor. Israr ederseniz, sinirlenip tırmıklıyor... Amerikan Başkanı Barack Obama’nın Türkiye ziyareti kapsamında gezdiği Ayasofya Müzesi’nde sevdiği şaşı kedi Gli (5), artık müze ziyaretçilerinin de gözdesi. Müzedeki yoğun ilgiyle “şöhret sarhoşluğu” yaşayan Gli’nin gönlünü çelmek için ise bir dilim salam yeterli.
Ayasofya’da dünyaya gelen ve gri rengi yüzünden “Gli” ismi verilen kedi, şaşı gözleriyle sempati to
pluyor. Beş yaşındaki Gli’nin anne ve anneannesi de Ayasofyalı. Gli’nin dışında müzenin 6 kedisi daha bulunuyor; Sırnaşık, Karakız, Nazlı, Zilli, Pati, Kızım. Ayasofya’da doğan tüm kedilerin sağlık ve aşı karnesi bulunuyor. Diğer kedilerin aksine Gli, kuru mama sevmiyor, taze ete düşkün. Geceyi avlanarak geçiriyor, bu yüzden müzedeki fare ve kuşların baş düşmanı.
Gli’yle doğd
uğundan beri müze görevlisi arkeolog Defne Tekay ilgileniyor. Tekay, Türkiye ve dünya Gli’yi Obama ile fark etse de aslında Gli’nin, şaşı gözleriyle doğumundan beri turistlerin ilgisini üzerine çekmeyi başardığını söylüyor ve “Onda da tıpkı anne ve anneannesindeki star ışığının bulunduğunu” espriyle karışık anlatıyor. Tekay, Koreli turist bir çiftin Gli’yi çantasına atarak kaçırmak istediğini, Ayasofya’nın görevlilerinin durumu fark ederek Gli’yi kurtardığını söylüyor."

kaynak:milliyet

1 Nisan 2009 Çarşamba

eğlencelik & son takıntım

her ikisi de mükemmel forma sokuyor insanı, herşeyden önce dans ederek stres attırıyor.
ben bu aralar zırt pırt bu videolar ile dans ediyorum :)
herkese tavsiye ederim :)

14 Şubat 2009 Cumartesi

HAFTANIN,AYIN, HATTA TÜM BİR YILIN KEDİSİ








kendisinin belirli bir ismi yok, ancak oğluş dediğinizde dönüp bakıyor.. patilerinin silinmesine bayılıyor, en büyük zaafı da sessiz sedasız osurup odayı kokutmak.. çok uykucu, bırak bir yere, hiç kıpırdamadan orada kalsın. erkek dediğin biraz hareketli olur, orayı burayı devirir ama değil mi :)

11 Şubat 2009 Çarşamba

"Yuvanızı paylaşır mısınız? "


Yaklaşık dört aylık olan iyi huylu, sakin, tuvalet eğitimli, evde büyümüş bu kediye hayatı boyunca sevileceği yuva aranıyor. Onunla yuvanızı paylaşır mısınız? Tel: (0216) 384 51 65

kaynak:sabah

"Uçuşan tüyleri var"


İran kedisi melezi Sindirella, uçuşan, pırıl pırıl yumuşacık tüylere sahip. Dişi ve üç aylık. Tuvalet terbiyesi var ve yaşayacak bir ev arıyor. İlgilenenler (0216) 464 26 93'ü arayabilir.

kaynak:sabah

"Çok usluyum!"



11 aylık, kısırlaştırılmış, bir erkek kedi. Sokaklarda yaşamayı hiç bilmiyor.

Evde büyümüş ve çok uslu. Onu sahiplenmek isterseniz, (0533) 368 42 43 no'lu telefonu arayabilirsiniz.

kaynak:sabah

30 Ocak 2009 Cuma

"İklim değişikliği fok doğumlarını erteledi"

Daha önce ağustos ortalarında gerçekleşen Akdeniz Foku doğumları, iklim değişikliğine bağlı olarak son yıllarda yaklaşık 3 ay gecikmeli gerçekleşiyor.




(ODT) Erdemli Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Cemal Gücü, Akdeniz fok kolonisindeki dişilerin daha önce ağustos ortalarında doğum yaptıklarına dikkati çekerek, “Fokların doğumları ekim ayı sonlarına doğru sarkmaya başladı. Geçen yıl ağustosta doğmalarını beklediğimiz yavruların ekim sonunda dünyaya geldikleri belirlendi” dedi. Anne fokların doğumlarındaki değişimin, son birkaç yıldır sonbaharın yaşanmamasından kaynaklandığını anlatan Gücü, şunları kaydetti:
“Yazdan kışa, doğrudan mevsim geçişleri deniz canlılarının yaşamını olumsuz etkiliyor. Sıcak ortamın, ara mevsim yaşanmadan birden bire değişmesi ve rüzgâr değişimleri gibi faktörler, Akdeniz fokunun alışılagelmiş üreme zamanını değiştirdi. ”

kaynak: milliyet

"Sağır köpek işaret dilini öğrendi"

İngiltere'de doğuştan sağır olduğu için sahipleri tarafından hayvan bakımevine bırakılan 4 aylık bir köpek yavrusuna eğitmenler işaret dilini öğretti.


Eğitmenlerden Leslie Carley, ‘Snowy’nin ‘muhteşem gözleri’ sayesinde, en ufak hareketi bile fark edebildiğini ve işaret dilini 3 haftada öğrenebildiğini söyledi. Snowy’nin bu yeteneği sayesinde kendisine yeni bir aile bulmakta zorlanmayacağı düşünülüyor.

kaynak: 24 ocak 2009 tarihli milliyet

"Dünyanın ilk lüks köpek oteli Almanya’da açılıyor"

Almanya'nın Münih kentinin kuzeyindeki Freising’de ev köpeklerini ağırlayacak dünyanın ilk lüks köpek oteli, 15 Aralık 2008'de hizmet vermeye başladı.



ısıtmalı 9 köpek kulübesinde toplam 45 köpeği barındırma kapasitesine sahip olan otelde, 20 bakıcı 24 saat sürekli hizmet verecek. Bakıcılar köpeklerin bakımı ve temizliği, sağlık sorunlarıyla ilgilenecek ve konaklayacak hayvanları evden alıp konaklama bitişinde tekrar eve bırakacak. Köpeklerin otelde günlük konaklaması 65, geceliği de 80 euro.

kaynak:milliyet

"Bu kedi 100 yaşını devirdi!"


çok cici bir haber. bakın şu tosunun suratına, daha da yaşayacağım henüz bir yere gitmeye niyetim yok diyor sanki :)

"İngiltere'de yaşayan Mischief adlı şanslı kedi,kedi yılına göre 100 yaşını devirdi.

Bu kedi tam 27 yaşında. Mischief adlı erkek kedi hiç bir sıkıntı yaşamadan 27 yaşına kadar gelebilme başarısını gösterdi. İngiltere'de yaşayan ülkenin en yaşlı kedisi için Guinness editörleri de bilinen daha yaşlı bir kedi olmadığını açıkladı.

Şanslı siyah kedi için sahibi Donna Thorne (33) "kedi yılına göre 100 yaşını geçti. Hayret verici bir biçimde yoluna devam ediyor" diye konuşuyor.

Kocası Chris'in 1981 yılında evlat edindiği Mischief ailenin ayrılmaz bir parçası haline gelmiş. Daha fazla uyuyan ve daha yavaş hareket eden şanslı kedinin sağlığı ile ilgili bir problemi ise yok."

kaynak: 3 aralık 2008 tarihli milliyet

HAFTANIN FOTOĞRAFI / 30 OCAK 2009


önce böyle sefümlü sefümlü baktı, sonra şımardı, yuvarlandı yattı...


24 Ocak 2009 Cumartesi

" Yavru kedilere piercing yapan kadın"

ABD'de bir kadın, internette satışa sunduğu yavru kedilerin kulağına, boynuna ve kuyruğuna “piercing” yaparak hayvanlara zulmetmekle suçlandı.

Yetkililer, hayvan haklarını koruyan bir kuruluşun istihbaratı üzerine köpek bakıcısı 34 yaşındaki Holly Crawford'un evine baskın düzenledi. Söz konusu kuruluş, Crawford'un hayvanları internetten yüzlerce dolara sattığını belirtti.

Crawford, Associated Press ajansına verdiği demeçte, bir kedi ile insana “piercing” yapmak arasında bir fark görmediğini ifade etti. Steril iğneler kullandığını ve kedilerin iyi olup olmadığını günde birkaç kez kontrol ettiğini söyleyen Crawford, “Bunu yaptığımda zulmetme niyetim yoktu. Kediler kesinlikle seviliyor ve iyi besleniyor. Ve çok mutlular” dedi.

Kendi vücuduna da “Piercing” yapan Crawford, geçen sonbaharda sahipsiz bir kedinin kulak ve boynuna “piercing” yaparak bu işe heveslendiğini söyledi.
Hayvanlara Etik Muamele kuruluşu başkan yardımcısı Daphna Nachminovitch ise “piercing” yapmayı “barbarlık” olarak niteledi ve “Avuç içi büyüklüğündeki bir hayvana bu tür bir acıyı vermenin bahanesi olamaz” dedi.

kaynak: 23 ocak 2009 tarihli hürriyet

"Eskişehir'de hayvan katliamı"

şerefsizlerin hayvan katliamları durdurak bilmeden devam ediyor arkadaşlar.. şimdiki katliam ise eskişehirde gerçekleşti. jandarma karakoluna şikayette bulunulmuş ama niyeyse işe yaramıyor bu şikayetler. çünkü konuya olay bazında yaklaşılıyor, tekil bakılıyor. ülke genelinde caydırıcı hiç bir kanun kural hiçbirşey yok.

"Eskişehir’de bir parkta 4 köpek ile 2 saksağan kuşu, kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından bırakılan zehirli köpek mamasıyla öldürüldü.

75’inci Yıl Mahallesi’ndeki bir parkta 4 köpek ile 2 saksağan kuşu vatandaşlar tarafından ölü bulundu. Vatandaşların durumu bildirmesinin ardından parka gelen Eskişehir Odunpazarı Belediyesi Hayvan Barınağı görevlileri, ölü köpek ve kuşların yanında zehirli olduğu belirlenen kuru köpek maması buldu. Hayvan leşleri ekipler tarafından barınağa götürüldü."

haberin devamı için tıklayınız.


16 Ocak 2009 Cuma

"Çöp poşetlerinde 70 kedi ölüsü bulundu"

ABD’nin Teksas eyaletinde çöp poşetlerinin içine doldurulmuş 70 kedi ölüsü bulundu.
Yetkililer, San Antonio kentinin dışında bir yol kenarında gömülü halde bulunan yedi büyük çöp poşetinden çıkan Siyam kedilerini kimin ne amaçla öldürdüğünü araştırdıklarını söyledi.
Bölge şerifi, hepsi yetişkin olan kedilerin buzlukta ya da buzdolabında saklanmış gibi göründüklerini belirtti.

kaynak: 16 ocak 2009 tarihli milliyet

13 Ocak 2009 Salı

"Bodrum'da zehirli balıkla kedi katliamı"

aşağıda alıntı yaptığım yazının benzerleri ile devamlı karşılaşmaktayım. sevimli kedicik ve köpecikleri zevk uğruna, anlık heveslerle, başkalarına özenerek "satın alan" insan müsvetteleri, sonra bu sorumluluğu kaldıramayarak hayvanları sokaklara bırakıyorlar. bir de çok insaflılar ya, insanların yoğun olduğu bölgelere terk ediyorlar. ne mantıklı bir çözüm değil mi.

evcil hayvan bakmak sorumluluk isteyen, ciddi bir iştir. evde hayvancıklar normal bir insandan farksızdır, onlara itina göstermek gerekir. ama bu zorluğa katlanamıyorsanız, bir süre sonra tahammül edemeyecekseniz evinize hayvan almayın. o hayvancıklar ne haldeler sokaklarda biliyor musunuz? sokaklar tabir yerindeyse cins cins kedi köpek ile dolu. daha duyarlı olmaya çağırıyorum insanları.

"MUĞLA'nın Bodrum İlçesi'ne bağlı Akyarlar Köyü'nde, aralarında sahipli olanların da bulunduğu 12 kedi, yedikleri zehirli balıktan telef oldu.

Hayvanseverler, kedilerin katledilmesine tepki göstererek, sorumluların bir an önce bulunması istedi.

Akyarlar Köyü'ndeki 80 konutluk Tınaztepe Tatil Sitesi'nin yakınında çok sayıda kedi ölüsü görenler, durumu jandarmaya ve Turgutreis Hayvan Hakları Derneği'ne bildirdi. Olay yerine giden jandarma ekipleri ve hayvanseverler, toplam 12 kedi leşiyle karşılaştı. Çevrede yapılan aramada etrafa saçılmış çok sayıda balık ve fare zehiri kutularına rastlandı. Jandarma, kedileri katleden kişi ya da kişilerin yakalanması için çalışma başlattı.

Turgutreis Hayvan Hakları Derneği Başkanı Hikmet Yıldız, ölen kedilerin büyük çoğunluğunun sahipli olduğunu ileri sürerek, “Büyük çoğunluğu da tatilcilerin evlerine dönerken terkettiği kediler. Bunlar kışın aç kaldıkları için yiyecek bulabilme umuduyla, kışın da oturanların olduğu sitelerin yakınlarına geliyorlar. Bu durumdan rahatsız olan kişi veya kişilerin işi olabilir. Bu yapılan insanlığa sığmaz. O kadar çok zehir konulmuş ki balıklara, hayvanların kemikleri bile erimiş. Bu vahşetten başka açıklaması olamaz” dedi."

kaynak: 12 ocak 2009 tarihli hürriyet

10 Ocak 2009 Cumartesi

kedi köpek kürkü ticareti yasaklanıyor

sevindirici bir gelişme. umarım aynı durum sevimli foklar için de yapılabilir.

"Çinliler yılda 2 milyon kedi ve köpeği diri diri yüzüp, kürklerini aklınızın almayacağı ürünlerin arasına sokuşturuyor. Japonlar da her yıl bin kadar balinayı lüzumsuz yere öldürüyor. Lüzumsuz, çünkü Japonların balina eti yediği yok. Ancak Japonya’da balina avına ilişmek bir tabu. Resmi söyleme göre, balina demek Japon kültürü demek. Balina avına karşı geliyorsan, gayrı milli bir unsursun. Gayet paradoksal bir durum da söz konusu. Çinliler köpek katlederken, Japonlar balina etinden köpek maması yapıyor. İyi mi?

Kürk mantonuzu, çanta ya da bilmemhangi aksesuvarınızı boşverin. Çocuğunuza aldığınız Çin işi oyuncağa bakın. Sahici gibi duran kedi yavrusu köpek kürkünden yapılmış olabilir.

Avrupa Parlamentosu’ndan İskoçya milletvekili Struan Stevenson, etiketinde "Hayvan yan ürünü Çin malı" yazılı oyuncak kedinin kürküne DNA testi yaptırıyor ve laboratuvar raporunda şöyle yazıyor: Halis köpek kürküdür.

Stevenson’un AB’nin sağından solundan topladığı başka ucube ürünler de var. 42 adet Alsas çoban köpeğinden yapılmış Berlin’den alınma kürk manto ve dört adet Golden Retriever’dan mamül Kopenhag menşeli taban postu gibi. Ve bunları satın alanlar, ürünlerin evde besledikleri köpek ile akrabalığının farkında bile değil.

Çünkü kürk, takibi zor bir nesne. Kaynağını bulmanız katiyen mümkün değil. Bu haltı yiyenler, kedi ve köpeğin derisini oraya buraya sokuşturanlar da Çinliler. Hayvanlara etik muamele için mücadele veren Amerikan kuruluşu PETA’nın verilerine göre Çinliler, yılda 2 milyon kedi ve köpeği kürkü için öldürüyor. Hem de nasıl öldürüyor! Hayvanlar tıkış tıkış kafeslere yerleştirilip kamyonlarla naklediliyor, kafesler yerlere çalınıyor ve el kadar kediler daha diriyken derileri sırtlarından yüzülüveriyor.

Bir başka videoda rakun köpekleri yerlere çarpılıp sersemletiliyor, sonra ayakları kesiliyor. Hálá canlılar. Baş aşağı bir çengele asıyor, yüzme işlemine geçiyorlar. Hálá canlılar. Çırpınıyorlar. Ağlayamıyorlar. Ama, gözlerinde öyle derin bir ısdırap var ki, anlatamam. Derilerini kaybettikten sonra yürekleri 10 dakika kadar daha atmaya devam ediyor.

PETA’nın mücadelesi sonunda ABD, kedi-köpek kürkünün ticaretini yasaklıyor. Bu sefer Çinliler, Avrupa pazarına yüklenmeye başlıyorlar. Hayvanları canlı canlı kaynar suya attıkları da oluyor.

Hayvan hakları savunucularının kampanyaları sonucu Avrupa Komisyonu geçen yıl 20 Kasım’da kedi ve köpek kürkünün ithalat ve ihracatını yasaklamak üzere bir tasarı hazırladı.

Bu iğrenç ticareti yasaklamak için yeterince irade mevcut ama, esas olarak dünyanın bir numaralı kürk ihracatçısı Çin’in, "yaban köpeği", "dağ kedisi" diye etikelediği bildiğiniz sıradan kedi-köpek kürkünü oraya buraya sokuşturmaktan vazgeçmesi gerekiyor."

ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

7 Ocak 2009 Çarşamba

"2009 pet seyahat modası"

Kedi ve köpeğinizle sokağa çıkmak, onları bir yerden bir yere taşımak artık zevk.

Markalar ve tasarımcılar petler için farklı model ve malzemelerden, yeni yeni çanta modelleri üretiyor. Çantalar hem köpeğinizin rahatını sağlıyor, hem renk ve tasarımlarıyla kıyafetlerinizi tamamlıyor. Bazıları o kadar şık ki, kadınlar onları kendileri için kullanıyor.

devamı için tıklayınız.

"Ceza 5 yıl hapis! Ama..."

Şerefsizliğin bu kadarı... Neymiş ,ana kız sokak köpeklerini besliyormuş.. Sana ne oluyor acaba? Sana mı soracaklardı besleyebilir miyiz diye, senden izin mi alacaklardı? Bu nasıl bir vahşettir, nasıl bir barbarlıktır ya. Sana hayvanoğlu hayvan demek istiyorum ama, o masum hayvancıklara hakaret etmiş olacağım.. Vicdansız.. O kurşun sana da dönecek, senin de sıran gelecek unutma..

Ülkemizi de bu engin duyarsızlığından ötürü tebrik ederim..

"İstanbul Yeniköy’de sokak köpeklerini besleyen anne kız önce dövüldü sonra gözlerinin önünde bir köpek pompalı tüfekle öldürüldü. Öldüren şehir magandası, "Dikkat et size de gelmesin" diye tehdit savurmayı da ihmal etmedi. Yakalanan maganda aynı gece serbest bırakıldı. Şimdi TCK'ya göre yargılanacak ancak bir köpeği vurduğu için değil. Magandalıktan ve tehditten. Köpeği vurduğu için alacağı en büyük ceza ise 600 TL olacak. Peki herkesi tedirgin eden bu suçun cezası vicdanları rahatlatacak mı? Uzmanlar olayı değerlendirdi. Okuyun kararınızı siz verin..."

kaynak: 5 ocak 2009 tarihli hürriyet